almanya'da kiralık ev arama eziyeti
valla buraya taşınalı dört yıl oldu ama o ilk üç ayı hala kabuslarımda görüyorum. hani türkiye'deyken emlakçıya giderdin, evi beğenirsen depozitoyu verir girerdin ya, o dünya burada yok arkadaşlar. almanya'da ev aramak, sanki çok gizli bir devlet dairesine sızmaya çalışmak gibi bir şey. ilk geldiğimde stuttgart tarafındayım, elimde pırıl pırıl iş sözleşmesi, bankada param var, sanıyorum ki krallar gibi ev bulacağım. üzerinden her gün onlarca yere 'copy-paste' olmayan, kendimi acındıran mesajlar atıyorum ama dönen bir elin parmaklarını geçmiyor. şans eseri bir randevu kopardım diyelim, gidiyorum ki apartmanın önünde 40-50 kişi kuyrukta bekliyor. kendimi yetenek seçmelerine katılan figüran gibi hissettim her seferinde. ev sahibi veya emlakçı elinde bir listeyle sorguya çekiyor: çocuk var mı, köpeğin havlıyor mu, sigara içiyor musun. raporunu, son üç aylık maaş bordrosunu, hatta bazen özgeçmişini bile dosyaya koyup teslim ediyorsun. en son çaresizlikten şehre 40 dakika mesafede, mutfağı bile olmayan bir yere 'nolur beni seçin' diye yalvarırken buldum kendimi. almanya'da mutfaksız ev olayı zaten ayrı bir travma; bomboş odaya dünya para verip bir de üstüne mutfak taktırıyorsun. eminim (bkz: ) çekenler de benzer şeyler yaşıyordur ama buradaki o katı kurallar ve 'beğenmiyorsan arkada yüz kişi bekliyor' tavrı insanı hayattan soğutuyor. bu yollardan geçen, hala o meşhur besichtigung randevularında ömür tüketen varsa yazsın, yalnız olmadığımı bileyim.
kafam karisik1 Eki 2026 07:55