kanada'da mahalle topluluklarının beklenmedik samimiyeti
toronto'ya ilk geldiğim o kış aylarında, soğuktan mı yoksa kimseyi tanımamamdan mı bilmiyorum, acayip bir yalnızlık hissi çökmüştü üzerime. ama sonra mahalledeki bünyesinde düzenlenen bir coffee chat etkinliğine denk geldim. açıkçası öyle çok bir beklentim yoktu, üç beş kişi oturur havadan sudan konuşuruz diyordum. fakat kapıdan girdiğim an karşılaştığım o havası ve insanların birbirine gerçekten yardım etme isteği beni benden aldı. yandaki komşum kevin ile orada tanıştım; adam meğer otuz yıldır aynı sokakta yaşıyormuş ve göçmenlere yardımcı olmayı kendine görev edinmiş. o gün orada sadece kahve içmedik, mahalledeki en iyi indirimli marketlerin listesini, kışın hangi sokakların daha hızlı temizlendiğini falan öğrendim. işin en güzel yanı, bu samimiyetin o günle sınırlı kalmaması oldu. geçen hafta arabam karın içinde kaldığında, daha ben küreği elime almadan karşı kaldırımdan iki kişi yardıma koştu. kanada'da o meşhur nezaket mevzusu bazen yüzeysel gibi görünse de, mahalle ölçeğinde gruplarına dahil olduğunuzda iş gerçekten derin bir dostluğa dönüşebiliyor. o soğuk kış akşamlarında insanların evlerinde yaptıkları turtaları birbirine getirmesi, çocukların parkta oynaması için düzenlenen küçük festivaller falan insanı gerçekten buralara ait hissettiriyor. (bkz: ) olayında olduğu gibi herkesin bir ucundan tuttuğu o kolektif bilinç çok huzur verici. türkiye'deki o eski mahalle sıcaklığını bambaşka bir formda burada bulmak benim için en büyük sürpriz oldu. her şey bir yana, insanın düştüğünde elinden tutacak bir komşusunun olması bu gurbet ellerde paha biçilemez bir şey.
ela seyyah30 Eki 2026 12:48