hollanda'da bisikletle doğanın içinde kaybolma keyfi
buraya taşınalı üç sene oldu ama her hafta sonu hala sanki turistmişim gibi yeni bir yer keşfetme heyecanıyla uyanıyorum. geçen pazar günü utrecht'ten bindim ns sprinter'a, istikamet rheden tarafıydı. amacım içinde bisikletle kaybolmaktı. hollanda'nın dümdüz olduğu efsanesi posbank tepelerine tırmanırken biraz sarsılıyor ama o manzara her şeye değiyor. yol boyunca o meşhur yani bisiklet düğüm noktalarını takip ederek rotayı kendim belirledim. bir yanda vahşi atlar, diğer yanda mor funda tarlaları... insan bazen (bkz: ) başlığına özeniyor ama buradaki o tıkır tıkır işleyen altyapı her şeyi çok zahmetsiz kılıyor. orman içindeki patikada pedal çevirirken yanından bir geyik sürüsü geçtiğinde durup sadece izliyorsun. o an tüm iş stresini, mektuplarını, faturaları falan unutuyorsun. en sevdiğim yanı da her şeyin bu kadar erişilebilir olması. sırt çantamda albert heijn'den aldığım küçük bir atıştırmalık ve suyumla saatlerce kimseyle karşılaşmadan, sadece rüzgarın sesini dinleyerek yol alabiliyorum. eve dönerken tren garında kahvemi yudumlarken hissettiğim o dinginlik, bu ülkeye neden bağlandığımı her seferinde hatırlatıyor. o (bkz: ) falan güzel ama insanın tek başına doğada böyle kaybolabilmesi gerçek lüks.
ismail korsan22 Eyl 2026 11:48