amerika'daki buy nothing grupları

seattle’da capitol hill civarına ilk taşındığımda koca şehirde bir başıma kalmış gibi hissediyordum. hani o filmlerdeki 'merhaba komşu' klişesi pek yok sanıyordum ama gruplarına katılınca işin rengi değişti. aslında olay sadece evdeki fazlalıklardan kurtulmak değilmiş, resmen bir toplulukla bağ kurma yoluymuş. bir gün mutfak dolabını düzenlerken türkiye’den getirdiğim ama hiç kullanmadığım bakır bir cezveyi gruba koydum. beş dakika geçmeden alt sokaktaki sarah yazdı. kapıya geldiğinde sadece cezveyi verip geçeceğiz sanırken, kadın 'bu nasıl kullanılıyor, hadi gel bir kahve yapalım' dedi. o gün fred meyer’dan aldığımız kurabiyelerle bahçesinde iki saat oturduk. şaşırtıcı olan şu ki, bu küçük etkileşim beni mahallenin meşhur hazırlıklarına kadar götürdü. bu gruplar sayesinde sadece eşya değil, resmen tecrübe ve dostluk takas ediliyor. geçen kış kar fırtınasında arabam kayınca, gruptan tanıdığım yan binadaki mark elinde kürekle yardıma koştu. amerikalılar çok mesafeli diyenlere inat, doğru kanalı bulunca o kadar içten bir dayanışma çıkıyor ki ortaya insan şaşırıyor. (bkz: ) yaşarken bu tarz mahalle oluşumları insanın aidiyet hissini acayip besliyor. bazen birine ihtiyacı olan bir matkap vermek, bazen de birinin bahçesinden fazla limonları toplamak bahanesiyle kurulan o bağ, paha biçilemez bir samimiyet sunuyor. şu an mahallede yürürken en az beş kişiyle selamlaşabiliyorsam, hepsinin temeli o gruptaki ufak tefek paylaşımlara dayanıyor.
ceren hayaleti21 Eki 2026 09:46