amerika'da köpek parkı arkadaşlıkları

ilk taşındığımda "herkes çok bireysel, kimse kimseyle konuşmuyor" diye dert yanarken mecburi bir kararla barınaktan bir labrador sahiplenince hayatım bir anda müdavimliğine evrildi. jersey city taraflarında hamilton park diye küçük bir yer var, her akşam iş çıkışı oraya gidiyoruz. başta sadece "hi, how are you" kıvamında geçen o aşırı yüzeysel amerikan selamlaşmaları, bir bakmışım cumartesi sabahları ayarladığımız, birbirimize ev anahtarı teslim ettiğimiz gerçek bir dostluğa dönüşmüş. geçen ay ağır bir grip olup yataktan çıkamadığımda, parktaki wp grubundan (evet, bildiğin mahalleli gibi grubumuz var) iki kişi "senin ufaklığı biz bugün gezdiririz, kapıya da bir paket tavuk suyu çorba bıraktık" diyince duygulandım. türkiye'deki o eski mahalle kültürü bitti derken, o samimiyeti jersey'nin bir parkında, hiç beklemediğim bir anda bulmak çok garip bir histi. insanlar aslında birbirinin hayatına dokunmak için bahane arıyorlarmış, köpek de sadece en güzel bahaneymiş. geçen hafta parktaki ekip olarak gruptan birinin arka bahçesinde yaptık. herkes kendi kültüründen bir şeyler getirdi; ben de koca bir tabak kısır yaptım, meksikalısından italyanına hepsi bayıldı. (bkz: ) başlığına bazen ben de hak veriyorum ama o kabuğu kırmak için bazen böyle ufak bir ortak nokta yetebiliyor. özellikle göçmenlerin ve beyaz yakalıların yoğun olduğu bölgelerde herkes aslında bir parça aidiyet arıyor. bu park arkadaşlıkları sayesinde sadece köpeğim değil, ben de sosyalleştim; artık hafta sonları kendimi o kadar da yabancı hissetmiyorum. amerika'nın o kocaman, soğuk ve mesafeli yüzünün altında aslında hala böyle sıcak mahalle dayanışmaları yaşıyor, sadece bulmak için biraz çaba ve bir çift pati gerekiyor sanırım.
damla texas23 Eyl 2026 23:53