ingiltere'de aksam olunca coken o garip gurbet hissi

burada besinci yilimi doldurmama ragmen su hisse bir turlu alisamadim. ozellikle kis aylarinda saat daha dort bucuk bes demeden havanin kararmasiyla birlikte sokaklarda in cin top oynuyor sanki. turkiye'de aksam dokuzda bile caddeler civil civilken burada her yerin kepenk indirmesi insani derin bir bosluga itiyor. pub kulturune dahil olmaya calisiyorsun, is cikisi arkadaslarla bir-iki pint bira iciyorsun ama o masadaki muhabbet bir noktadan sonra hep ayni seviyesinde kaliyor. kimse gercekten ne hissettigini sormuyor ya da senin icindeki o derin boslugu anlayamiyor. eve donus yolunda tesco'dan aldigin hazir yemekle metroda giderken camdaki yansimana bakip benim burada ne isim var sorusunu sormayan gurbetci yoktur herhalde. insanlar cok nazik, cheers, love, mate laflari havada ucusuyor ama o nezaket duvarini asip da birinin evine cat kapi gitmek ya da derdini uzun uzun anlatmak imkansiz gibi bir sey. (bkz: ) basliginda anlatilanlara cok benziyor durum aslinda. bazen sadece bir mahalle kahvesinde oylece oturup etrafin sesini dinlemeyi ozluyorum. burada her sey cok planli, her sey cok mesafeli. gecen gun manchester taraflarinda yagmur altinda eve yurumeye calisirken burnuma gelen o islak toprak kokusu bir an beni cocuklugumdaki mahalleye goturdu, o an bogazimda bir dugum olustu ki sormayin. . aranizda bu hisle bas edebilen var mi yoksa hepimiz bu sessizlige mahkum muyuz?
asli london11 Eyl 2026 02:56