hollanda'da buurtkast geleneği

utrecht'in o daracık, bisiklet dolu sokaklarında yaşamaya başladığımdan beri beni en çok etkileyen şeylerden biri kesinlikle yani mahalle dolapları oldu. ilk gördüğümde birinin evinin önüne öylece bıraktığı bir dolap sanmıştım ama içine bakınca olayın güzelliğini anladım. genellikle ahşaptan yapılan, cam kapaklı bu minik dolaplara insanlar ihtiyaç fazlası paketli gıdaları, hijyen malzemelerini ya da kitapları bırakıyor. geçen hafta lübeckstraat tarafında yürürken bir dolabın önünde durdum. içinde bir paket markalı makarna, birkaç konserve bezelye ve tertemiz bir çocuk kitabı vardı. yanında da "almak istiyorsan al, bırakmak istiyorsan bırak" minvalinde tatlı bir not. türkiye'deki askıda ekmek kültürünün daha geniş kapsamlı ve mahalleli tarafından sahiplenilmiş bir versiyonu gibi. kimsede bir "muhtaçlık" damgası vurma derdi yok, tamamen anonim bir dayanışma. bazen dolaba ben de elimde kalan fazla paketli ürünleri bırakıyorum; o an hissettiğim mahalleli olma duygusu gerçekten çok başka. özellikle kış aylarında bu dolaplara bırakılan battaniyeler ya da sıcak tutan atkılar mahalledeki evsizler veya maddi zorluk çekenler için sessiz bir can simidi oluyor. ki bu da o soğuk hollanda akşamlarını bir nebze ısıtıyor. (bkz: ) gibi teknolojik pratikliklerin yanında, böyle insani ve analog dayanışma yöntemlerini görmek insanın içini ferahlatıyor. ne bir bürokrasi var ne de bir denetim, sadece karşılıklı güven ve toplumsal fayda üzerine kurulu bir sistem. her sabah işe giderken o dolapların dolup boşaldığını görmek, bu toplumun hala birbirine tutunduğunu hatırlatıyor.
ruhu hazinses2 Eki 2026 00:57