kanada kütüphanelerinin insana kendini değerli hissettirmesi

toronto'ya ilk taşındığımda, north york tarafında küçük bir eve yerleşmiştim. eşya falan hak getire, evin eksikleri bitmiyor. mahalledeki şubesine gidip sadece kitap alırım diye bir kart çıkarttırdım ama karşılaştığım şey bildiğin bir sosyal ekosistem çıktı. ilk şokumu mevzusunu öğrenince yaşadım. her hafta kütüphaneye gidip rom (royal ontario museum) veya aga khan museum gibi yerlere bedava giriş bileti alabiliyorsun. hani o pahalı giriş ücretlerini düşününce insanın içini bir huzur kaplıyor. sadece müze de değil, bazı şubelerde resmen bir var; matkaba mı ihtiyacın var, tornavida seti mi lazım? gidip kütüphane kartınla ödünç alıyorsun. amerika'daki benzerlerini (bkz: ) başlığında okumuştum ama kanada'daki bu kolektif paylaşım ruhu cidden başka bir seviyede. kışın o dondurucu -20 derecelerinde kütüphaneye sığınıp, sıcacık bir köşede dergilere bakarken yan masada bir emeklinin genç bir göçmene ingilizce pratik yaptırdığını görmek, ya da çocukların 3d printer başında heyecanla bir şeyler üretmesini izlemek insana burada yalnız değilim hissi veriyor. vergi veriyoruz evet ama karşılığında bu kadar demokratik ve kapsayıcı bir hizmet almak, o meşhur kanada kibarlığının kurumsallaşmış hali gibi. sadece kitap için değil, o topluluk ruhunu solumak için bile değer benim gözümde.
murat asisi22 Eki 2026 00:54