almanya'da wandern gruplarıyla gelen sıcaklık
buraya ilk taşındığımda "almanlar soğuktur, arkadaş edinmek imkansızdır" klişesine o kadar inanmıştım ki, aylarca ev-iş arası mekik dokuyup sadece marketteki kasiyerle konuşmuştum. sonra bir gün münih yakınlarında yaşayan bir iş arkadaşımın tavsiyesiyle yerel bir içine dahil oldum. hani o her pazar sabahı garip şapkaları ve kıyafetleriyle tren istasyonlarında toplanan teyzeler amcalar var ya, işte onlardan bahsediyorum. ilk başta "ne işim var benim burada" dedim ama o kadar sıcak karşılandım ki şaşırdım kaldım. tegernsee civarında orta zorlukta bir rotaya girdik. yürürken sadece doğadan konuşmuyorlarmış meğer; herkes birbirinin hayatını, dertlerini, hatta o meşhur bürokrasi süreçlerini anlatıyor. zirveye ulaşıp o dedikleri dağ evine oturduğumuzda, çantadan çıkan ev yapımı sandviçlerin paylaşıldığı, buz gibi biraların tokuşturulduğu o an, o meşhur buzların eridiğini hissettim. bu grup sayesinde sadece (bkz: ) ile tanışmadım, aynı zamanda gerçek dostlar edindim. geçen ay ev taşırken o gruptan üç kişi, sırf "yardım lazımdır" diye ellerinde matkapla kapıma dayandı. meğer denilen olay sadece iş hayatında değil, bu tarz samimi topluluklarda da can buluyormuş. o mesafeli duran hans amca, rotanın sonunda "haftaya kaiserschmarrn yemeye gidiyoruz, geliyorsun değil mi?" dediğinde gerçekten bu ülkeye ait hissetmeye başladım. bazen sadece bir çift bot giyip yola çıkmak gerekiyormuş, o zaman almanya'nın o meşhur disiplinli gri örtüsü yerini harika bir samimiyete bırakıyor.
dur sana bakayim9 Eki 2026 12:19