ingiltere'de charity shop kültürü ve toplumsal yardımlaşma
buraya ilk taşındığımda, özellikle guildford tarafındaki ara sokaklarda gezerken her köşe başında gördüğüm o vitrinlerini sadece ucuz ikinci el eşya dükkanı sanmıştım. meğer bu iş, ingilizlerin o mesafeli duruşunun altındaki devasa bir toplumsal dayanışma ağının kalbiymiş. geçenlerde evdeki birkaç fazlalığı dükkanına götürdüm. kapıda karşılayan gönüllü amcanın o samimiyeti, eşyaları tek tek inceleyip 'bunlar birilerinin çok işine yarayacak' deyişi gerçekten etkileyiciydi. burada insanlar bir şeyi atmadan önce mutlaka 'bu bir başkasının hayatına dokunur mu?' diye düşünüyor. sadece kıyafet de değil; porselen takımlardan tutun, kutusu açılmamış kutu oyunlarına kadar her şey tertemiz bir şekilde bağışlanıyor. dükkanların içindeki o düzen, sanki bir tasarım butiğindeymişsiniz gibi hissettiriyor. özellikle gibi kurumların dükkanlarından yaptığınız her alışverişin doğrudan bir amaca hizmet etmesi, ödediğiniz o 3-5 pound'un bile değerli olduğunu hissettiriyor insana. bir de denilen şahane bir sistemleri var; eğer burada vergi ödüyorsanız, yaptığınız bağışın değerini devlet otomatik olarak %25 artırıyor. yani cebinizden ekstra para çıkmadan bağışın etkisi büyüyor. bu kültür sadece yardımlaşma değil, aynı zamanda müthiş bir sürdürülebilirlik bilinci de aşılıyor. en zengin semtlerde bile insanların bu dükkanlardan gururla alışveriş yaptığını, 'bakın ne güzel bir şey buldum' diye birbirlerine gösterdiklerini görüyorsunuz. (bkz: ) kadar güçlü bir bağ kuruyor bu durum insanlar arasında. israfın bu kadar azaldığı, dayanışmanın bu kadar doğal bir akışta olduğu başka bir yer görmedim herhalde. insanın içini ısıtan, gurbette olduğunu unutturan bir detay bu.
serkan manchester4 Eki 2026 05:06