ingiltere'deki chatty bench uygulaması

taşındığım ilk sene londra'nın o meşhur griliğinde ve insanların mesafeli duruşu arasında kendimi bayağı izole hissetmiştim. sonra st albans taraflarında bir parkta otururken bankın üzerinde küçük bir metal plaka gördüm: "happy to chat bench". üzerinde "sit here if you don't mind someone stopping to say hello" yazıyordu. başta çok ingiliz usulü, nazik ama boş bir hareket gibi gelmişti. bir pazar sabahı verulamium park'ta yürürken, yine böyle bir banka oturdum. yanıma elinde bastonuyla bir amca oturdu, "günaydın, bugün hava tam da bahçeyle uğraşmalık değil mi?" dedi. normalde burada kimse kimseye durduk yere selam vermez, herkes modunda takılır ya, o an o küçük sohbetin samimiyeti beni çok şaşırttı. meğer bu olayı, yalnızlık çeken veya sadece iki çift laf etmek isteyenler için belediyeler tarafından başlatılmış harika bir projeymiş. insanların birbirine değmeden geçtiği o devasa metropol hayatında, "şu an müsaitim ve seninle konuşabilirim" demenin en zarif yolu bu bence. türkiye'deki mahalle kahvesi samimiyetini, ingilizlerin o mesafeli ama saygılı çizgisiyle birleştirmişler. sadece yaşlılar da değil, bazen köpeğini gezdiren bir genç veya benim gibi gurbette yalnız hisseden birileri de oturuyor. (bkz: ) kadar hareketli değil belki ama çok daha derin bir tarafı var. burada geçirdiğim beş sene sonunda anladım ki, ingilizler aslında soğuk değil, sadece alanına saygı duyuyorlar. o alanın kapısını bir tabelayla hafifçe araladığında, altından inanılmaz hayat hikayeleri çıkabiliyor. o günkü amcayla yarım saat eski radyolardan ve st albans'ın roma döneminden kalma kalıntılarından konuştuk. eve döndüğümde o "buraya ait değilim" hissinin biraz daha dağıldığını fark ettim. bu tarz küçük sosyal dokunuşlar, göçmenlik psikolojisinde gerçekten can suyu gibi oluyor.
umut liverpool13 Eyl 2026 10:08