kanada'da gurbet hasreti ve sosyal hayat
burada geçirdiğim dördüncü kışa girerken artık iyice emin oldum, kanada'da sosyallik dediğimiz şey sadece bir nezaket gösterisinden ibaret. toronto'da tarafında oturuyorum, sokağa çıksan her yer pırıl pırıl, herkes aşırı kibar, "sorry" demeden adım atmıyorlar ama o samimiyeti bir türlü yakalayamıyorsun. iş çıkışı bi' yere gidelim diyorsun, herkesin aylar öncesinden planladığı var. o kadar "nice"lar ki, aradaki o buz perdesini kırmana izin vermiyorlar. türkiye'deki o çat kapı misafirliklerini, bir telefonla sahile inip çekirdek çitlemeleri özlememek elde değil. burada en yakın arkadaşınla bile görüşmek için iki hafta önceden randevulaşman gerekiyor. bir de o meşhur meselesi var ki evlerden ırak. havadan sudan konuşup, "how is it going" deyip geçiyoruz ama kimse gerçekten nasıl olduğunu merak etmiyor aslında. akşamları eve girip o ağır kapıyı kapattığında, dışarıdaki -20 derece soğuk sadece havada değil, insanın ruhuna da işliyor gibi hissediyorum. evet, (bkz: ) falan eyvallah, doğa harika ama insan bir yerden sonra o huzuru paylaşacak bir "biz" arıyor. bazen nofrills'te gezerken türkçe bir ses duysam da selam versem diye bakınıyorum resmen. . benim gibi hisseden, bu mesafeli nezaketten daralan başka kimseler var mı buralarda merak ediyorum. sanki herkes çok mutluymuş da bir ben beceremiyormuşum gibi geliyor bazen.
murat asisi18 Eki 2026 17:26