hollanda'da tikkie kolaylığı
hollanda'ya ilk taşındığımda o meşhur hikayelerini duyunca biraz mesafeli yaklaşmıştım, hani her kuruşun hesabı mı sorulur diye düşünüyordum ama işin içine girince olayın rengi tamamen değişti. geçen ay amsterdam'da bir terasta otururken yaşadığım aydınlanma her şeyi özetliyor. beş kişi oturmuşuz, masada bir sürü bira, atıştırmalık, falan var. hesap geldiğinde o bizdeki geleneksel 'ben ödeyeyim', 'yol vallahi olmaz' kavgası yerine, gruptan biri 'ben ödüyorum, size tikkie atarım' dedi ve konu kapandı. ertesi sabah whatsapp grubuna link düştü. linke tıklıyorsun, seni doğrudan üzerinden kullandığın abn amro veya ing uygulamasına yönlendiriyor, parmak izini okutuyorsun ve saniyeler içinde borcun ödeniyor. ne iban isteme derdi var, ne 'ismin neydi senin ya' mahcubiyeti. işin en sevdiğim tarafı ise bu sistemin sadece arkadaşlar arasında değil, ikinci el bir şey alırken veya mahalledeki pazarda bile kullanılıyor olması. marktplaats üzerinden bir bisiklet almıştım, adamın evine gittim, bisiklete baktım, 'tamam' dedim; adam telefonunda qr kod açtı, okuttum ve ödeme bitti. bu sistem sayesinde kimseye borçlu kalmıyorsun, kimse de senden para istemek için 'ya kusura bakma ama' diye söze başlamak zorunda kalmıyor. türkiye'deki o karmaşık hesap ödeme stresinden sonra bu şeffaflık ve pratiklik insana garip bir huzur veriyor. (bkz: ) yaparken veya kalabalık bir grupla dışarı çıktığımda 'nasıl ödeyeceğiz' derdinin olmaması buradaki sosyal hayatın en sevdiğim, en pürüzsüz yanlarından biri haline geldi.
ruhu hazinses1 Eki 2026 07:55