abd'de sosyal hayatın suniliği ve bitmeyen gurbet hissi

burada geçirdiğim altıncı yılımın sonunda şunu fark ettim ki, bu memlekette insanlarla derin bir bağ kurmak deveye hendek atlatmaktan daha zor. her sabah marketteki kasiyerden tut iş arkadaşına kadar herkes o meşhur how are you doing sorusunu yapıştırıyor ama cevabı kimsenin umurunda değil. bu bir selamlaşma değil, sadece bir protokol. denilen o sığ sularda boğulmaktan ciğerim soldu artık. türkiye'deki o çat kapı komşulukları, akşam ezanı okunurken sokakta sonlanan muhabbetleri aramıyorum artık, geçtim onları. ama burada bir kahve içmek için bile üç hafta önceden takvime bakıp üzerinden davet göndermek zorunda kalmak çok yapay geliyor. (bkz: ) başlığında bazıları çok pozitif şeyler yazmış ama benim yaşadığım plano, texas taraflarında herkes garaj kapısını kapatıp direkt evine çekiliyor. arabadan inip kapıya yürüyene kadar gördüğün o iki saniyelik selamlaşma dışında sosyal hayat neredeyse sıfır. en çok da o we should totally grab a drink sometime cümlesinden nefret ediyorum. biliyorsun ki o içki asla içilmeyecek, o plan asla yapılmayacak. nezaketin bu kadar mekanikleştiği bir yerde insan kendini ister istemez bir simülasyonda gibi hissediyor. gurbet hasreti dedikleri şey sadece özlem değilmiş, ait hissedememe ve kök salamama haliymiş aslında. . aranızda bu duvarları yıkıp gerçek bir arkadaş çevresi edinebilen var mı yoksa herkes mi benim gibi bu suni samimiyetin içinde yalnız başına kürek çekiyor?
nazli bulamadim11 Eki 2026 22:27