kanada'da mahalle dayanışması ve kışın doğan dostluklar
ottawa'nın dondurucu bir şubat sabahında, kar diz boyu olmuşken başladı her şey. sabah 6'da temizlemek için dışarı çıktığımda, yan komşum bob'un çoktan kendi yerini bitirip elinde ile benim tarafa geçtiğini gördüm. daha günaydın demeye kalmadan sen içeride kahveni iç, ben hallediyorum diye bağırdı o dondurucu havada. türkiye'de apartman dairesinde birbirine selam vermeyen insanlardan sonra buradaki bu birimiz hepimiz için modu beni gerçekten şaşırtmıştı. akşama doğru ise mahallenin ortasındaki parkta, gönüllülerin kendi imkanlarıyla yaptığı o meşhur mahalle buz pistinde toplandık. herkes evinden bir şeyler getirmiş; biri koca bir termos tim hortons kahvesi, diğeri kamp sandalyeleri... ateş başında otururken tanıştığım o insanlar, aslında aylardır yanından geçtiğim ama sadece kafamla selam verdiğim insanlardı. o soğukta, ateşin etrafında kanada kışı nasıl hayatta kalınır muhabbeti yaparken bir anda kendimi gerçekten oraya ait hissettim. (bkz: ) gerçekten de abartı değilmiş, o buzun üstünde kayan çocukları izlerken içilen sıcak çikolatanın tadı hala damağımda. burada kış sadece kar ve buz demek değil, insanların birbirine kenetlenmesi için de bir bahane. geçen hafta arabam karda saplandığında daha ben telefonumu çıkarmadan karşı kaldırımdan üç kişi ellerinde küreklerle koşup geldi. welcome to canada diyerek arabayı ittirmeleri, sonra da hiç karşılık beklemeden yollarına devam etmeleri... bu samimiyet, insanın içini o dondurucu havada bile ısıtıyor. göçmen olarak geldiğim bu coğrafyada, yalnız olmadığımı hissettiren en güzel anlardı bunlar.
tayfasi abla17 Eyl 2026 09:26