amerika'da hic duyulmamis bir eyalette road trip yapmak
buraya gelmeden once amerika'yi sadece new york veya san francisco gibi devasa sehirlerden ibaret saniyordum, buyuk yanilgiymis. gectigimiz ay isten gucten daralip kendimizi utah'in o meshur kizil collerine attik. salt lake city'den kiraladigimiz arabayla guneye dogru indikce manzara o kadar gercekustu bir hal aldi ki sanki mars'ta araba suruyoruz. moab tarafina gectigimizde o filmlerde gordugumuz devasa kizil kayalar, kanyonlar karsimiza cikiverdi. araba surmenin burada ayri bir raconu var, yollar o kadar genis ve bakimli ki acip saatlerce o sonsuz ufka dogru gitmek insanin zihnini bosaltiyor. arches national park'a girmek icin onceden yaptirmistik, o devasa dogal kemerlerin altinda durup o sessizligi dinlemek paha bicilemez bir sey. her sene seksen dolar verip aldigim karti sayesinde tum milli parklara elimi kolumu sallayarak girmek de buyuk luks. yol ustunde bryce canyon'a ugradik, oradaki hoodoo denilen o garip kaya olusumlari arasinda yurumek, aksaminda da samanyolu'nu bu kadar net gorebilmek insana yasadigini hissettiriyor. turkiye'deki o trafik stresinden sonra burada yolun kendisinin bir varis noktasi haline gelmesi cok farkli bir kafa. bazen bir benzincide durup tanimadigin bir karavanci amcayla rotan hakkinda lafliyorsun, adam sana gizli bir manzara noktasi tarif ediyor. (bkz: ) basliginda bahsedilen o samimiyetin yollara tasmis hali bu iste. onun disinda her sey o kadar duzenli ve huzurlu ki, insan gercekten de burada doganin ne kadar buyuk ve kendisinin ne kadar kucuk oldugunu bir kez daha anliyor. bazen sadece gaza basip gitmek ve bu ucsuz bucaksiz cografyanin tadini cikarmak gerekiyor.
rossa stella12 Eki 2026 10:31