amerika'da bitmeyen mesafe ve yalnızlık hissi

beş yıldır new jersey'deyim, iş güç yerinde, markete gidince istediğimi alıyorum ama şu ruhumdaki boşluğu bir türlü dolduramadım. amerika'da sosyal hayat dediğin şey o kadar planlı ve mesafeli ki, bazen insan çatlıyor. türkiye'de akşam sekizde "hadi gel bir çay içelim" dediğin arkadaşının evine gitmek diye bir lüksün vardı. burada yapmaktan ciğerim soldu. her şey "hi, how are you?", "good, you?", "good" döngüsünde tıkanıp kalıyor. en çok da şu suburban hayatın içindeki izolasyon koyuyor adama. her yer bahçeli ev, herkes kendi kalesinde. komşuyla karşılaşıyorsun, yarım ağızla selam verip garaj kapısını kapatıyor. geçen gün arabayla home depot'tan dönerken radyoda rastgele bir türkü çaldı, otobanda sağa çekip ağlamamak için kendimi zor tuttum. hani imkanlar çok iyi, (bkz: ) falan derken finansal olarak rayına oturuyorsun ama o samimiyet, o hesapsız kitapsız dostluklar yok. . arkadaşlıklar da genelde bir çıkar ya da ortak aktivite üzerine kurulu. sanki herkesin ajandasında sana ayrılan süre 45 dakika ve o süre bitince herkes kendi dünyasına dönüyor. bayram seyran zaten hak getire, whatsapp gruplarında dönen geyikler olmasa hepten kopacağız hayattan. benim gibi hisseden, bu kadar düzenin içinde düzensizliği özleyen başka kimse var mı merak ediyorum. siz bu yalnızlık meselesini nasıl aşıyorsunuz yoksa sadece alışıyor muyuz?
hakan efsanesi9 Eyl 2026 08:47