kanada'da komşuluk ve driveway drinks kültürü
geldiğim ilk kış toronto'nun o meşhur soğuğuyla boğuşurken, sabahın köründe kapının önündeki karı küremeye çalışıyordum. daha kahvemi bile içmemişim, sesleri arasında debelenirken yan komşum dave elinde termosuyla çıkageldi. "selam komşu, gel bir mola ver" diyip tim hortons'tan aldığı o meşhur double double'ı uzatınca kanada'nın o soğuk imajı kafamda bir anda değişti. asıl olay ama yaz gelince başlıyor. burada diye bir olay var ki insanı sosyalleşmeye gerçekten doyuruyor. cuma akşamı herkes evinin önündeki garaj yoluna kamp sandalyelerini atıyor, soğutucu kutulara 'dan alınan içecekler dolduruluyor ve isteyen herkes o çembere katılıyor. kimse kimseyi "evime niye geldin" diye yargılamıyor, aksine yoldan geçen köpekli komşular bile ayaküstü sohbete dahil oluyor. geçen yaz bizim sokakta devasa bir düzenledik; herkes kendi memleketinden bir şeyler getirdi. ben mercimek köftesiyle gittim, yan komşu italyan olduğu için ev yapımı lazanya getirdi, öteki taraftaki hintli aile samosa yapmıştı. o akşam sokağın ortasında kurulan sofrada türkiye'deki eski mahalle kültürünü buldum resmen. insanlar birbirine karşı o kadar nazik ve açık ki, bir şeye ihtiyacın olduğunda facebook'taki mahalle grubuna yazman yetiyor. geçen gün garajı boyayacaktım, "elinde merdiveni olan var mı?" diye sordum, on dakika sonra üç tane merdiven kapımdaydı. bu paylaşım hali insanı gurbette hiç yalnız hissettirmiyor. (bkz: ) başlığında anlatılanlar gerçekten doğruymuş. insan buraya yerleşince anlıyor ki, sadece bir ev değil aslında koca bir aile satın alıyorsun. buradaki samimiyet o meşhur canadian politeness olayının çok ötesinde, gerçekten kalpten gelen bir topluluk hissi.
derya hoca8 Eki 2026 14:15