hollanda'da minibieb ve paylaşım kültürü
utrecht'e ilk taşındığım dönemlerde ara sokaklarda bisikletle turlarken evlerin önündeki o minik, camlı ahşap kutuların ne olduğunu bir türlü çözememiştim. meğer olayın adı imiş. her mahallede, neredeyse her üç beş sokakta bir, birinin bahçe duvarına monte edilmiş veya kaldırıma yerleştirilmiş bu minik kütüphanelerle karşılaşıyorsunuz. sistem tamamen güven üzerine kurulu: elindeki okuduğun kitabı bırakıyorsun, yerine kutudan başka birini alıyorsun. hiçbir kayıt, şifre, kilit yok. sadece paylaşmanın verdiği o saf keyif var.
sonra fark ettim ki bu durum sadece kitapla da sınırlı değil. son yıllarda denilen, içinde konserve gıdaların, hijyen malzemelerinin veya fazla paketli ürünlerin paylaşıldığı mahalle dolapları da inanılmaz yaygınlaştı. geçen kış evdeki fazla battaniyeleri yıkayıp paketleyip böyle bir dolaba bırakmıştım, akşamına ihtiyaç sahibi biri almıştı bile. insanı içine çeken asıl şey, bunun bir "yardım" gibi değil de doğal bir mahalle dayanışması gibi işlemesi. kimse kimseyi izlemiyor, kimse kimseyi yargılamıyor. bazen kutunun içine el yazısıyla "bahçemdeki elmalardan fazlası, afiyet olsun" yazan minik notlar bırakılıyor.
bu küçük jestler o dedikleri hollanda usulü huzur ve samimiyetin sokağa taşmış hali resmen. her sabah işe giderken mahalledeki kutuya yeni bir kitabın veya taze toplanmış bir çiçek demetinin eklendiğini görmek, insana hala dünyada güzel şeylerin olduğunu hatırlatıyor. . bu güven iklimi insanın aidiyet hissini acayip besliyor. yerel yönetimlerin müdahalesi olmadan, tamamen insanların kendi inisiyatifiyle kurulan bu sistem gerçekten takdire şayan.
emre sesi12 Eki 2026 07:28