kanada'da community centre arkadaşlıkları

toronto'ya ilk taşındığım dönemde etobicoke tarafında, o uçsuz bucaksız kış akşamlarında ne yapacağımı şaşırmış haldeyken keşfettiğim bir olay bu. bizim mahalledeki merkezde tesadüfen marangozluk atölyesine denk geldim. "bir iki tahta keserim, kafa dağıtırım" diye girdiğim o kapıdan, bugün hala her hafta sonu görüştüğüm dev bir arkadaş grubuyla çıktım. atölyede yan tezgahtaki 70 yaşındaki emekli mühendis jim amca ile başlayan sohbet, zamanla tüm grubun katıldığı bir ritüele dönüştü. burada olay sadece bir şeyler üretmek değilmiş, meğer sistem insanları sosyalleştirmek üzerine kuruluymuş. her ayın son cuma günü yaptığımız akşamları ise favorim. herkes evinden bir tabak yemek getiriyor; ben bir gün tepsi böreğiyle gidiyorum, yan komşum el yapımı samosa getiriyor, jim ise bahçesinden topladığı elmalarla yaptığı tartı masaya koyuyor. insanın kendini yabancı hissettiği bir ülkede, hiçbir karşılık beklemeden sadece ortak bir hobi üzerinden bu kadar sıcak karşılanması gerçekten büyük bir sürpriz oldu benim için. (bkz: ) başlığında anlatılan o kamusal alan vizyonunun bir tık ötesi bu merkezler. geçen kış arabam kara saplandığında, atölyeden iki arkadaşın ben daha telefon etmeden kapıda belirmesi ise buradaki topluluk bilincinin en somut kanıtıydı. gurbette o kendi aileni seçme mevzusunu ben bu ahşap kokulu atölyede çözdüm diyebilirim.
bahar munzevi25 Eki 2026 09:22