hollanda'da iş görüşmelerinde o meşhur kültürel uyum meseles
türkiye'den buraya taşınırken cebimde on yıllık tecrübe, canavar gibi bir teknik birikim vardı ama randstad taraflarında ilk iş görüşmelerine girdiğimde duvara tosladım. meğer adamlar sadece senin ne bildiğine değil, cuma akşamı o masasında iki kadeh bir şey içerken çekilip çekilmeyeceğine de bakıyorlarmış. (bkz: ) başlığında da geçtiği gibi, bu sosyallik işin her yerinde. burada kariyer basamakları türkiye'deki gibi dikey değil, bayağı bildiğin yatay seyrediyor. dedikleri olay o kadar baskın ki, asml veya booking gibi devlerde bile müdürünle karşılıklı oturup bu iş böyle olmaz diyebiliyorsun. ilk başlarda bu olayı beni çok germişti, acaba saygısızlık mı yapıyorum diye düşünüyordum ama hayır, adamlar dürüstlük bekliyor. linkedin'de her gün onlarca headhunter mesaj atar ama o ilk kahve randevusunda dedikleri o uyumu yakalayamazsan ağzınla kuş tutsan yalan olur. bir de o meşhur polder model mantığı var, herkesin fikri alınacak, o toplantı saatlerce sürecek ve ortak paydada buluşulacak. hızlı karar alıp aksiyon bekleyen bir bünyeye sahipseniz ilk bir sene neden hiçbir şey ilerlemiyor diye çıldırabilirsiniz. ama sistem bir kere oturdu mu, o işin stresini türkiye ile kıyaslamam bile. akşam altı dedi mi laptop kapanır, hafta sonu kimse seni acil iş var diye aramaz. kendi tecrübemden söylüyorum; teknik kasmaktan ziyade biraz rahatlayıp ben bu ekibe ne katarım sorusuna samimi cevap vermek burada kapıları daha hızlı açıyor.
umut asisi18 Eki 2026 05:23