kanada'da mahalle dayanışması ve community center kültürü
kanada'ya ilk geldiğimde herkesin çok nazik ama mesafeli olduğunu düşünürdüm, ta ki bizim tarafındaki yerel bir etkinliğine şans eseri katılana kadar. kışın o meşhur kasvetli havasında evde oturup bunalırken 'belki iki insan görürüm' diye gittiğim akşamı meğer buradaki hayatımı değiştirecekmiş. herkesin evinden bir kap yemekle gelip masaya bıraktığı, kimsenin kimseyi yargılamadığı o samimi ortamda yanıma oturan dave isimli amca ile yaklaşık iki saat boyunca poutine ve lahmacun arasındaki uzak benzerlikler üzerine tartıştık. adam bildiğin mahalle abisi gibi çıktı, ertesi hafta beni mahalledeki kulübüne davet etti. (bkz: ) gerçekten de abartı değilmiş, o gün bugündür haftada bir toplanıp hem o garip sporu yapıyoruz hem de sonrasında yerine daha lokal olan bir barda takılıp dertleşiyoruz. yabancı bir ülkede 'ait hissetme' duygusu öyle büyük vize başvurularıyla ya da kariyer basamaklarıyla gelmiyor. bazen sadece komşunun bahçesindeki karı küremesine yardım ederken veya yerel kütüphanedeki kitap kulübünde tanıştığın insanlarla o bağı kuruyorsun. burada insanlar 'aslen nerelisin' diye sormadan önce 'nasılsın, kahve ister misin' diye soruyor. özellikle toronto gibi devasa bir metropolde bile o küçük kasaba samimiyetini koruyan mahalleler var. yalnızlık hissini kıran şey tam olarak bu olayı. başlangıçta (bkz: ) diye önyargılıydım ama kapıyı biraz aralayınca arkasında devasa bir sosyal destek ağı olduğunu fark ettim. kışın ortasında insanın içini ısıtan şey kesinlikle bu mahalle kültürü.
kackini tellal30 Eyl 2026 02:50