amerika'da gurbet hasreti ve sosyal hayat

sekiz yıldır teksas'ın kavurucu sıcağında yaşıyorum, artık alıştım desem de bazı akşamlar o boşluk hissi öyle bir çöküyor ki insanın göğsüne, sanki ilk geldiğim günkü gibi sudan çıkmış balığa dönüyorum. amerika'da sosyal hayat dediğin şey genelde çok planlı programlı, haftalar öncesinden ajandaya işlenen bir etkinlikten ibaret. türkiye'deki gibi 'hadi aşağıdayım gel bir çay içelim' kafası burada pek yok, olsa da mesafeler genelde izin vermiyor. her yer kurbanı olduğu için en yakın arkadaşına gitmen bile çoğu eyalette 40 dakika direksiyon sallamak demek. en çok da şu 'how are you' samimiyetsizliği yoruyor bazen. markette, iş yerinde, yolda herkes gülümsüyor ama kimsenin senin gerçekten nasıl olduğunla ilgilendiği yok. o meşhur kültürü bir yerden sonra insana çok yapay gelmeye başlıyor. . bazen sadece içten bir dertleşmek, saat farkını düşünmeden anneni arayabilmek istiyorsun ama burada akşam olduğunda türkiye'de herkes çoktan rüyalar alemine dalmış oluyor. o 7-10 saatlik fark bazen aşılmaz bir duvar gibi dikiliyor insanın karşısına. özellikle bayramlarda veya aile buluşmalarının fotoğrafları whatsapp grubuna düştüğünde o mesafe daha da bir devleşiyor. hani (bkz: ) diyoruz ya, aslında o mekaniklik sosyal hayatın her yerinde var gibi. herkes bir şekilde kendi 'bubble'ı içinde yaşıyor ve o çemberin içine girmek gerçekten zaman alıyor. sizde durumlar nasıl, bu yalnızlık hissiyle başa çıkmanın bir yolunu bulabilen var mı yoksa hepimiz bu suburb sessizliğine yavaş yavaş alışıyor muyuz?
shadow zenith21 Eki 2026 09:47