almanya'da iş bulma ve kariyer
her yerde bas bas yani kalifiye eleman açığı var diye bağırıyorlar ama iş başvuru sürecine girdiğinizde sizi bürokrasinin ve ordnung sevdasının en derin çukurlarına itiyorlar. berlin'deki o havalı start-up'ları bir kenara bırakırsanız, münih veya stuttgart tarafındaki köklü firmalarda süreç hala 1990'larda kalmış gibi ilerliyor. ilk geldiğimde sadece ingilizceyle çok rahat ilerlerim sanmıştım, sonuçta yazılımcıyım diye düşünüyordum ama kazın ayağı öyle değilmiş. mülakatın başında 'we are a very international team' diyen ekip, kahve molasında veya kriz anında şak diye almancaya dönüveriyor. yani o seviyesi almanca sadece bir kağıt parçası değil, hayatta kalma rehberiniz oluyor. bir de şu meselesi var ki tam bir karın ağrısı. önceki işinizden aldığınız o referans mektubundaki cümlelerin her birinin gizli bir anlamı var. 'elinden geleni yaptı' demek aslında 'hiçbir şeyi beceremedi' demekmiş, bunu öğrenene kadar canım çıktı. işin özü, buradaki kariyer basamakları biraz ağır ve emin adımlarla tırmanılıyor. türkiye'deki gibi bir senede müdür, iki senede direktör olma hayalleri burada pek sökmez. adamlar sizin teknik bilginizden ziyade o sisteme ne kadar fit olduğunuzla ilgileniyorlar. eğer (bkz: ) olayını aşabilirseniz gerisi bir şekilde geliyor ama o ilk kapıyı açmak için gerçekten sabırlı olmak ve o meşhur lebenslauf formatına sadık kalmak şart. benim tecrübemde linkedin'den ziyade stepstone daha geleneksel ama etkili sonuçlar verdi.
yeter artik bu23 Eki 2026 20:16