amerika'da ev kiralama rezaleti

insanı hayattan soğutan, kapitalizmin en sert yüzünü gösteren süreçtir. daha ülkeye yeni ayak basmışsın, cebinde üç beş kuruşun var ama denilen o illete takılıp kalıyorsun. zillow başında sabahlayıp her yeni ilana 'hala müsait mi?' diye mesaj atmaktan parmaklarım aşındı. dallas tarafında ev ararken yaşadığım o çaresizliği unutamıyorum; koca koca apartman komplekslerini yöneten şirketleri resmen kan grubu örneği isteyecek kıvama gelmişlerdi. her başvuru için 75 dolar ödüyorsun ve sonuç? koca bir hiç. üç tane eve başvursan daha taşınmadan 225 doların çöpe gidiyor. bir de üstüne bekliyorsun, sanki cia'e ajan alıyorlar. hani parasıyla değil mi diyorsun, hayır değil; adamlar senin sosyal güvenlik numaranın geçmişindeki en ufak pürüzü bile yüzüne vuruyorlar. bazen diyorum (bkz: ) yanında burası cennet mi cehennem mi emin olamıyorum ama o kurumsal soğukluk ve her şeyin bir skora bağlanması insanı gerçekten yoruyor. taşındığım gün boş dairenin ortasında oturup 'gerçekten bu kadar mı zordu?' diye düşündüğümü hatırlıyorum. kiralık eve girerken bile ayağına senden üç aylık kira isteyen açgözlü ev sahipleriyle mi uğraşmadım, her ay ödediğim fahiş kiraya rağmen bozuk musluğu tamir ettirmek için haftalarca bekleten leasing office ile mi... siz bu süreci nasıl atlattınız merak ediyorum, valla ben bir ara depozito yerine böbreğimi teklif etme noktasına gelmiştim.
begum dervisi16 Eyl 2026 08:22