amerika'da iş bulmanın tamamen network meselesi olması
başlığa bakınca "hadi canım o kadar da değildir" diyebilirsiniz ama buradaki acı gerçek tam olarak bu. türkiye'den kalifiye bir şekilde gelip "benim cv'm ateş ediyor, kesin kaparlar" özgüveniyle üzerinden her gün yüzlerce ilana "easy apply" yaparak aylarca o meşhur "unfortunately" mailleriyle uyanmak bu coğrafyada yeni gelenlerin kaderi haline gelmiş durumda.
burada sistem liyakatten ziyade tamamen üzerine kurulu. koca amazon, google ya da meta gibi devlerde bile o meşhur algoritmaları ve bariyerlerini aşmanın tek yolu, içeriden birinin sizin için o sihirli butona basmasından geçiyor. hatta silikon vadisi'nde ya da chicago'daki orta ölçekli bir finans şirketinde bile hiring manager'ın önüne düşen binlerce özgeçmiş arasından sıyrılmak için o şirkette çalışan herhangi birine ayağına bir kahve ısmarlamak ya da en azından dürüstçe bir mesaj atıp network kurmak gerekiyor.
ilk geldiğimde chicago'da bir teknoloji firmasına yüzlerce soğuk başvuru yapmıştım, bir tane bile mülakat daveti alamadım. sonra bir meetup etkinliğinde tanıştığım ve ayaküstü on dakika muhabbet ettiğim bir çocuk sayesinde başka bir yere sadece cv'mi "elden" ulaştırdım ve hop, ertesi gün mülakata çağrıldım. burada yetenekli olmanız yetmiyor, o yeteneği birinin onaylamış olması gerekiyor. (bkz: ) aslında bu iş networkünün bir parçası; samimi görünmek, her fırsatta "let's grab a coffee" demek aslında ciddi birer kariyer hamlesi. bu sistemi çözene kadar boşa harcadığım altı aya hala yanarım. her şey o ilk kapıyı açacak tanıdığa bakıyor, sonrası zaten çorap söküğü gibi geliyor ama o kapı soğuk başvurularla kolay kolay açılmıyor.
dundar hoca1 Kas 2026 09:54