abd'de mahalle kültürü ve beklenmedik samimiyet
abd'ye taşınmadan önce en büyük korkum (bkz: ) başlığında anlatılan o mesafeli, sadece "how are you" deyip geçen robotik insanlardı. ancak north carolina'nın raleigh taraflarına, sakin bir sokağına taşındığımızda bu önyargım resmen darmadağın oldu. taşındığımızın ikinci günü yan komşumuz linda, elinde trader joe's'tan aldığı çiçekler ve kendi yaptığı bir kap yemekle kapımızı çaldı. sadece "welcome" demekle kalmadı, bölgedeki en iyi tamirciden hangi marketin sebzesinin daha taze olduğuna kadar her şeyi tek tek anlattı. birkaç hafta sonra mahalledeki grubuna dahil oldum. türkiye'deki o eski mahalle dayanışmasını burada bulacağımı hiç tahmin etmezdim. mesela bahçedeki ağaç fırtınada devrildiğinde, daha ben ne yapacağımı düşünmeden üç tane komşu ellerinde motorlu testerelerle yardıma geldi. "biz burada böyle yaparız, birbirimize bakarız" dediler. hafta sonları düzenlenen partilerinde herkes kendi yaptığı yemeği getiriyor; bir bakıyorsun yan taraftaki emekli mühendis seninle memleket meselelerini konuşuyor, diğeri çocuğuna bisiklet binmeyi öğretmeye yardım ediyor. özellikle bayramlarda veya özel günlerde evimizin önüne bırakılan küçük notlar ve hediyeler, insanı buraya ait hissettiren en önemli şeylermiş. amerika'nın o kocaman, bireyselci yapısının içinde aslında çok güçlü ve samimi yerel topluluklar var. eğer doğru bir topluluğun içine düşerseniz, gurbet hissi yerini çok güzel bir huzura bırakabiliyor. benim için en büyük sürpriz, bu kadar bireyselci görünen bir toplumda "biz" diyebilen bir sokakta yaşamak oldu.
ceyda doner11 Eki 2026 11:26