almanya'da sokaklardaki zu verschenken kutuları
berlin'e ilk taşındığım dönemde prenzlauer berg civarında dolanırken kapı önlerine bırakılmış kutuları görünce önce bir şaşırmıştım. bizim alışık olduğumuz çöp mantığından çok farklıydı; kutuların üzerinde temiz bir kağıda, bazen üzerine bir de gülücük çizilmiş şekilde yazıyordu. yani "hediye ediyorum, alabilirsiniz".
başlarda biraz çekinsem de zamanla bu kültürün hastası oldum. bir pazar sabahı fırından ekmek alıp dönerken köşede tertemiz bir kutunun içinde neredeyse hiç kullanılmamış bir cezve ya da almanca öğrenmeye yeni başladığımda ilaç gibi gelen çocuk kitapları bulduğumu bilirim. sadece eşya değil, resmen bir paylaşım döngüsü bu. insanlar evlerinde yer kaplayan ama hala işe yarar olan şeyleri çöpe atıp ziyan etmek yerine, ihtiyacı olan biriyle buluşturuyor.
bazen bu kutularda çok alakasız ama aşırı işe yarar şeyler çıkıyor; mutfak tartısı, saksılar, hiç açılmamış puzzle'lar hatta bir keresinde taşınan bir komşunun bıraktığı sapasağlam bir vintage lambayı kaptığımda eve kadar sırıtarak yürümüştüm. işin güzel tarafı bu durumun bir fakirlik göstergesi değil, aksine sürdürülebilirlik bilinci ve mahalle dayanışması olarak görülmesi. (bkz: ) durumu tam olarak burada devreye giriyor.
siz de kutunun yanından geçerken bir şeyler bırakabiliyorsunuz, o döngüye dahil olmak çok huzurlu hissettiriyor. yağmur yağdığında biri gelip o kutunun üstünü naylonla örtüyor ki kitaplar ıslanmasın diye. şu inceliği, şu toplumsal bilinci görünce insan gerçekten gurbette olduğunu unutup buraya daha bir bağlanıyor. benim gibi eşya istiflemeyi sevmeyen ama atmaya da kıyamayanlar için muazzam bir sosyal fayda.
napiyim ben30 Eki 2026 07:46