almanya'da verein kültürü ve beklenmedik dostluklar

almanya'ya ilk taşındığımda herkesin soğuk ve mesafeli olduğu yönündeki efsanelerle gelmiştim ama bir yani bir derneğe veya kulübe dahil olduktan sonra bu algım tamamen yerle bir oldu. münih'in schwabing tarafına yerleştiğim ilk aylarda hem sosyalleşeyim hem de biraz hareket olsun diye mahalledeki küçük bir masa tenisi kulübüne yazıldım. açıkçası insanlar antrenman sonrası hemen dağılır gider sanıyordum ama işin rengi bambaşkaymış. her perşembe akşamı maçlar bittikten sonra "hadi bir şeyler içelim" diyerek beni aralarına aldılar. o "katı" dedikleri almanlar, yan masada biralarını yudumlarken bir anda hayat hikayelerini anlatmaya, türkiye'deki tatil anılarını paylaşmaya başladılar. hiç unutmuyorum, evdeki çalışma masasını kurarken bir vidayı yanlış yere takıp yalama yapmıştım ve o an uygun aletim yoktu. gruptaki uwe abi ertesi gün işten çıkıp kendi profesyonel alet çantasıyla geldi ve sorunu on dakikada çözdü. hiçbir karşılık beklemeden, sadece "biz burada bir topluluğuz, yardım ederiz" diyerek yaptı bunu. o an gerçekten bu ülkeye ait hissettiğim ilk andı diyebilirim. şu an sadece spor yapmaya gitmiyorum; pazar günleri hep beraber isar nehri kıyısında piknik yapıyoruz, bazen hafta sonu kaçamağı olarak avusturya tarafına trekkinge gidiyoruz. eğer burada kendinizi yalnız hissediyorsanız, mutlaka ilginiz olan bir alanda kulüp bulun. o meşhur (bkz: ) benzeri durum almanya'nın güneyinde de çok yaygın. bir anda kendimi yabancı değil, o mahallenin bir parçası gibi hissetmeye başladım. almanların o kabuğunu kırmak için sadece ortak bir amaç etrafında toplanmak yetiyormuş, sonrası kendiliğinden çok samimi bir şekilde geliyor.
bana bi dur de30 Eki 2026 21:48