kanada'da mahalle aralarındaki minik kütüphane ve takas kutu

toronto'ya ilk taşındığımda, kışın o kasvetli havasında beaches tarafında yürürken kapı önlerindeki o renkli tahta kulübeleri görünce ne olduğunu tam anlayamamıştım. sonra fark ettim ki bu olayı aslında buradaki mahalle kültürünün kalbiymiş. türkiye'den gelen birisi olarak ilk etapta "bunu kesin çalarlar" ya da "içine çöp atarlar" diye düşünmeden edemiyorsun ama buradaki o karşılıklı güven ortamı insanı cidden şaşırtıyor ve bir noktadan sonra pamuk gibi yapıyor. geçen gün bizim sokağın iki altındaki kutuda resmen tertemiz bir stephen king romanı buldum, karşılığında da evde fazladan duran bir yemek kitabını bıraktım. sadece kitap da değil, bazı mahallelerde şeklinde gıda veya tohum takas edilen versiyonları da var. özellikle bahar aylarında herkes bahçesinden artan tohumları veya fideleri küçük zarflara koyup kutulara bırakıyor. insanın sabah kahvesini alıp mahallede turlarken bu kutularda ne var ne yok diye bakması resmen bir terapi seansı gibi. (bkz: ) başlığında da bahsedildiği gibi, o bazen çok mesafeli görünen coğrafyada insanı hayata bağlayan çok naif bir damar bu. bence bu paylaşım kültürü, insanların birbirine olan bakışını da inanılmaz yumuşatıyor. kimse kimseyi yargılamadan, "ihtiyacın varsa al, fazlan varsa bırak" kafasında yaşıyor. buradaki beşinci yılımda hala bu kutuların önünde durup içindeki kitapları karıştırmaktan veya birilerinin bıraktığı el yapımı reçel kavanozlarını görmekten büyük keyif alıyorum.
dundar seyyah17 Eyl 2026 15:27