abd'de mahalle block party kültürü

buraya ilk taşındığımda, o amerikan filmlerindeki herkesin birbirine el salladığı mahalle profilinin sadece bir klişe olduğunu sanıyordum. portland'ın biraz daha banliyöye kaçan bir bölgesine yerleşince, ilk birkaç hafta kimseyle göz göze bile gelmeyince "tamam işte, herkes kendi dünyasında" demiştim. ama sonra kapının altından bir el yazısı not atıldı; davetiyesi. bizim sokaktaki tarafından organize edilen, herkesin kendi katlanabilir sandalyesini ve bir kap yemeğini kapıp geldiği o meşhur usulü buluşmalardan biriymiş. açıkçası "türk mutfağı şovu yapayım" diyerek bir tepsi mercimek köftesiyle gittim. başlangıçta biraz çekingendim, sonuçta bir göçmen olarak o yerleşik düzenin içine girmek bazen gerici olabiliyor. ama inanılmaz bir sıcaklıkla karşılandım. yan komşum olan emekli öğretmen mary, daha ismimi söylemeden "sen şu 402 numaraya yeni taşınan çocuksun, bahçendeki güllere iyi bakıyorsun" diyerek konuya girdi. o akşam sadece yemek yemedik; kimin garajında hangi alet var, lastik patlarsa kimden yardım istenir, bölgedeki en iyi hangisi gibi hayati bilgileri bir oturuşta öğrendim. o ana kadar (bkz: ) ile boğuşurken, bir anda kendimi gerçekten o sokağın bir parçası gibi hissetmeye başladım. insanların o meşhur selamlaşmalarının altında aslında bir yardıma ihtiyacın olduğunda koşan gizli bir topluluk bilinci varmış. gece bittiğinde telefonumda beş yeni komşunun numarası vardı ve ertesi gün mary kapıma kendi yaptığı elmalı tartı bırakmıştı. yurtdışında yalnız olmadığını hissetmek bazen sadece bir sandalye kapıp sokağın ortasına oturmaktan geçiyormuş, bunu bizzat yaşayarak gördüm.
rossa stella13 Eki 2026 16:50