ingiltere'deki honesty box kültürü
ingiltere'de ilk taşındığım yıllarda beni en çok şaşırtan ve içimi ısıtan şeylerden biri kırsal bölgelerde karşılaştığım olayı olmuştu. yani türkçesiyle dürüstlük kutusu. bizim buralarda, özellikle oxford çevresindeki köylerde veya cotswolds taraflarında yürüyüşe çıktığınızda evlerin önünde küçük ahşap tezgahlar görüyorsunuz. üstünde taptaze tavuk yumurtaları, bahçeden yeni toplanmış elmalar, bazen ev yapımı reçeller hatta bazen taze kesilmiş çiçekler oluyor. tezgahın başında ne bir satıcı var ne de bir kamera. sadece ürünün fiyatının yazılı olduğu küçük bir tabela ve yanında para atmanız için delikli bir kutu. adam oraya bir kutu yumurta 1.50 pound yazmış bırakmış. siz gidip ihtiyacınız olanı alıyorsunuz, parayı kutuya atıp yolunuza devam ediyorsunuz. bu güven ilişkisi insana kendini gerçekten değerli hissettiriyor. geçen pazar (bkz: ) kapsamında tarlalardan geçerken bir çiftlik evinin önünde dumanı üstünde taze ekmek gördüm. yanına da bozuk para kutusu koymuşlar. o ekmeğin kokusu ve o insanların tanımadıkları yoldan geçen birine olan sonsuz güveni resmen modumu yükseltti. bu sadece alışveriş değil, aslında toplumsal bir sözleşme gibi. kimse gelip o kutuyu patlatmıyor veya bedava buldum diye ürünlerin hepsini cebine atmıyor. bazen bozuk paranız yoksa not bırakıp sonraki gelişinizde ödeyenler bile oluyormuş, onu da komşudan duydum. bu tip ufak tefek ama insani detaylar, göçmenlik sürecindeki o yabancılık hissini kırıp insanı yaşadığı yere bağlıyor. her seferinde iyi ki buradayım dedirten, insanın insanlığa inancını tazeleyen muazzam bir olay.
gokhan gezgini31 Eki 2026 12:52