abd'de milli parklarda kaybolmanın insana verdiği huzur
buraya taşınmadan önce amerika denince aklıma sadece new york gökdelenleri ya da bitmek bilmeyen otoyollar gelirdi. ama ne zaman ki o meşhur kartını alıp batıya doğru uzandım, vizyonum tamamen değişti. özellikle utah ve arizona taraflarında araba sürerken insan gerçekten bu gezegenin ne kadar devasa olduğunu iliklerine kadar hissediyor.
geçen sene zion national park tarafındaydım. sabahın köründe kalkıp angels landing'e tırmanırken o kızıl kayaların arasından güneşin doğuşunu izlemek, türkiye'deyken her gün yaşadığım o metropol stresini bir anda sildi attı. sadece doğa değil, o yollardaki noktalarında durup aşağıya baktığınızda hissettiğiniz o sonsuzluk duygusu bambaşka bir şey. (bkz: ) gerçekten abartı değilmiş. her şey o kadar büyük ve o kadar vahşi ki, bazen iki saat boyunca tek bir yerleşim yeri görmeden otoyolda süzülüyorsunuz. .
bu devasalık insanın dertlerini küçültüyor resmen. marketten aldığın soğuk sandviçle bir kanyonun kenarında oturup rüzgarı dinlemek, yıllardır buradaki iş güç stresinden sonra bulduğum en büyük lüks oldu. keşfedilecek o kadar çok eyalet parkı ve saklı rota var ki, sanırım on yılımı sadece buraları gezmeye ayırsam yine de bitiremem. bu ülkenin en sevdiğim yanı kesinlikle bu korunmuş ve her bütçeye uygun şekilde erişilebilir kılınmış doğası. insanı gerçekten özgür hissettiriyor.
erhan gurbetci21 Eki 2026 08:46