almanya'da mahalle dayanışmasının kalpleri ısıtması

berlin'e ilk taşındığımda herkesin o meşhur mesafeli duruşundan biraz çekiniyordum. schillerkiez taraflarında eski bir binaya yerleştim, taşınma telaşı bittikten bir hafta sonra kapının altına bir not bırakılmış. bütün bina sakinlerini arka bahçede yapılacak bir yaza merhaba pikniğine davet ediyorlardı. açıkçası kimseyle konuşamam, almancam yetmez diye çekinerek, elimde bir kutu fıstıklı baklava ve bir şişe şarapla indim aşağı. karşılaştığım manzara o klasik soğuk alman klişesini resmen yerle bir etti. üst katta oturan seksen yaşındaki hertha teyze kendi yaptığı tarifini büyük bir tutkuyla anlatırken, yan binadan gelen gençlerle bir anda seksenler müziği üzerine sohbete daldık. o gün sadece yemek yemedik; bisikletim bozulursa mahallede kime gitmem gerektiğini, en iyi neresidir, pazar günleri hangi fırın gerçekten taze ekmek çıkarır hepsini bir bir öğrendim. hatta geçen kış ağır bir grip geçirdiğimde, o piknikte tanıştığım yan komşum jonas kapıma taze zencefilli çay ve eczaneden aldığı ilaçları bıraktı. bu küçük ama samimi jestler insanı gurbette gerçekten evinde hissettiriyor. türkiye'deki o eski mahalle kültürünü özlerken, berlin'in göbeğinde böyle bir dayanışması bulmak benim için en büyük sürpriz oldu. bazen (bkz: ) gerçekten de insanın modunu bir anda yükseltip aidiyet hissi verebiliyormuş. insanların birbirinin özel alanına sonuna kadar saygı duyarken aynı zamanda bu kadar içten bir destek ağı kurabilmesi gerçekten takdire şayan. buradaki hayatım sadece bürokratik süreçlerden ibaret değilmiş, bunu o gün o bahçede anladım.
dur bakalim11 Eyl 2026 10:59