hollanda'da mahalle aralarındaki buurtkastje ve minibieb kül

utrecht'te yaşadığım ilk sene sokak aralarında yürürken evlerin önündeki o minik, renkli ahşap dolaplar hep dikkatimi çekerdi. başta sadece kitap takası yapılan kutularından ibaret sanıyordum ama işin içine girince o dolapların aslında mahallenin kalbi olduğunu fark ettim. özellikle son yıllarda dedikleri, yani mahalle kileri diyebileceğimiz o küçük dolaplar her köşe başında bitiverdi. içinde sadece kitap yok; bazen bir paket spagetti, bazen yeni doğan bebeğin artık olmayan bezleri, bazen de bir saksı çiçek oluyor. geçen hafta bizim sokağın köşesindeki dolaba fazladan aldığım konserve mısırları bırakırken yan komşum marieke ile karşılaştım. o da bahçesinden topladığı fazla domatesleri bırakmaya gelmiş. fazlası olan bıraksın, ihtiyacı olan çekinmeden alsın mantığı o kadar doğal işliyor ki, kimse kimseyi yargılamıyor veya dolabı açgözlülükle boşaltmaya çalışmıyor. bir de denilen bitki takas kutuları var ki tam bir huzur kaynağı. evdeki bitkinizden bir dal kesip köklendiriyorsunuz, oraya bırakıyorsunuz; yerine hiç görmediğiniz bir kaktüsü alıp evinize getiriyorsunuz. bu durum sadece eşya sirkülasyonu sağlamıyor, aynı zamanda mahallede kim yaşıyor, kim neyle uğraşıyor az çok fikir sahibi olmanızı sağlıyor. bir akşam işten yorgun argın dönerken dolaptan aldığım rastgele bir kitap veya birinin bıraktığı bir paket bisküvi, insanın o gurbet yalnızlığını bir anda dağıtıveriyor. (bkz: ) ile benzer bir ruhu var ama buradaki o küçük ahşap kulübelerin estetiği ve içine bırakılan minik el yazısı notlar bambaşka bir samimiyet katıyor. resmen sistemin değil, insanın insana sessizce sahip çıktığı o ince noktayı görüyorsunuz.
onur golgesi16 Eyl 2026 15:23