almanya'da hafta sonu trenle küçük şehir keşifleri

geçen cumartesi sabahı elimde termosumla yolunu tuttuğumda yine o tatlı heyecan vardı içimde. cebimde olunca insanın canı resmen her hafta sonu bir yere kaçmak istiyor. bu sefer rotayı bavyera’nın derinliklerine, o masalsı sokaklarına kırdım. tren camından akan o yemyeşil manzara, aralara serpilmiş kırmızı çatılı köyler insanı gerçekten dinlendiriyor. şehre iner inmez o dedikleri ahşap iskeletli evlerin arasından süzülüp nehir kenarına yürüdüm. hiçbir planım yoktu, sadece kaybolmak istedim. küçücük bir fırının önünden geçerken yayılan o taze brezel kokusu bile günümü güzelleştirmeye yetti. orada bir amcayla ayaküstü iki kelam ettik, bana kasabanın en iyi manzarasına çıkan gizli merdivenleri tarif etti. o tepeden aşağı bakarken türkiye'deki o bitmeyen koşturmacanın, plazalardaki gerginliğin ne kadar uzak olduğunu hissettim. akşam dönüş treninde bacaklarımda o tatlı yorgunluk, telefonumda onlarca fotoğraf karesiyle dönerken iyi ki buradayım dedim. (bkz: ) gibi bu ulaşım kolaylığı da buradaki yaşam kalitesini bambaşka bir seviyeye taşıyor. sadece büyük şehirlere saplanıp kalmamak lazım, asıl almanya o kıvrımlı tren raylarının bittiği küçük istasyonlarda saklı. pazartesi sabahı işe başlarken o temiz hava ciğerlerimde hala duruyormuş gibi hissediyorum, bu motivasyon beni bir hafta daha götürür.
olmadi bu is23 Eyl 2026 12:53