almanya'nın bitmek bilmeyen yürüyüş yolları ve doğası

buraya ilk geldiğimde gri binalar ve asık suratlı insanlar göreceğimden korkuyordum ama işin rengi şehirden on beş dakika uzaklaşınca öyle bir değişti ki anlatamam. her hafta sonu rastgele bir trene atlayıp haritadan bir orman yolu seçiyorum ve o yolun sonu mutlaka huzura çıkıyor. geçen hafta bavyera tarafında, garmisch-partenkirchen yakınlarında bir rotaya girdim; hava o kadar temizdi ki ciğerlerim resmen bayram etti. yolların o kadar iyi işaretlenmiş olması, tabelalarının her çatalağzında karşınıza çıkması insanı inanılmaz güvende hissettiriyor. kaybolma ihtimalin yok gibi bir şey. yanıma rewe'den aldığım üç beş atıştırmalığı ve suyumu alıp kilometrelerce yürüyorum, insanın zihni gerçekten boşalıyor. türkiye'de doğaya çıkmak için bazen ciddi bir lojistik planlama, araç bulma derdi gerekirdi ama burada kapının önünden geçen bir bisiklet yolu bile seni bambaşka bir kasabaya veya bir göl kenarına bağlayabiliyor. özellikle sonbaharda o ağaçların renk değiştirmesi, yerdeki yaprakların hışırtısı insanı resmen ücretsiz terapiye almış gibi hissettiriyor. bazen yol üstünde küçük kasabalardan geçerken (bkz: ) denk gelip çantama okumalık eski bir kitap veya bir porselen biblo attığım da oluyor. bu ülkenin bürokrasisini bazen eleştiriyoruz ama şu doğa koruma bilinci ve o doğayı halkın kullanımına bu kadar konforlu şekilde entegre etmeleri gerçekten takdire şayan. şehirden bunalıp kendimi ormana attığım her an iyi ki buraya taşınmışım diyorum. (bkz: ) kadar düz ayak olmayabilir ama almanya'nın o tepelik, köklü orman dokusu bence ruhu dinlendirmek için birebir.
yeter artik bu30 Eki 2026 09:46