almanya'da gurbet hasreti ve sosyal hayat

buraya geleli dört koca yıl oldu, hala pazar akşamları o garip huzursuzluk çöküyor üstüme. berlin’in gri gökyüzü zaten başlı başına bir depresyon sebebi ama sosyal hayatın o mekanikliği insanı asıl yoran şey. türkiye’deyken "hadi yarım saate aşağıdayım" dediğim arkadaşlarımı özlüyorum. burada en yakın dostunla bile kahve içmek için iki hafta önceden ayarlamak zorundasın, şaka gibi ama gerçek. geçen hafta bir akşam işten çıktım, hermannplatz tarafındaki önünde oturanları izliyorum. herkes kendi grubunda, herkes kendi dünyasında. birine selam versen "benden ne istiyor bu" diye bakıyorlar. o mahalle kültürü, o komşu sıcaklığı buralarda pek yok maalesef. bazen (bkz: ) falan diyoruz ama o bile kendi içinde aşırı kurallı, aşırı mesafeli. her şeyin bir kuralı, her şeyin bir bürokrasisi var; arkadaşlığın bile. evde bazen sırf insan sesi olsun diye youtube'da eski dizileri falan açıyorum. rewe’den aldığım dondurulmuş yemeği yerken "benim burada ne işim var" sorgulaması başlıyor. kariyer, euro, düzen falan güzel de, insanın ruhu doymuyor bazen. bir de bu hissi buradaki alman arkadaşlara anlatmaya çalışınca "ama sistem çalışıyor" diyorlar. evet sistem çalışıyor da biz robot değiliz be abi. . sizde durumlar nasıl? bu sosyal izolasyonla nasıl başa çıkıyorsunuz yoksa ben mi fazla duygusal yaklaşıyorum?
olmadi bu is27 Eki 2026 22:36