hollanda'da mahalle borrelleri ve beklenmedik dostluklar
buraya taşınırken herkes "hollandalılar mesafelidir, evine gidemezsin, randevusuz görüşemezsin" diye korkutmuştu. utrecht'e, özellikle de leidsche rijn tarafına taşındığımda bu önyargılarla kendimi biraz eve kapatmıştım. ama bir cuma akşamı kapım çalındı, yan komşum jeroen elinde bir birayla gelip "hey, arka bahçede yapıyoruz, gelmek ister misin?" dediğinde tüm havam değişti. o akşam bahçeye indiğimde karşılaştığım sahne gerçekten çok samimiydi. herkes kendi içeceğini kapmış gelmiş, ortada bir kase ve birkaç peynir tabağı dönüyordu. kimse kimseye "hadi gel şurada ciddi bir şey konuşalım" demiyor, herkes sadece günün yorgunluğunu atıyor. (bkz: ) tam olarak buymuş meğer. o akşam sadece grolsch biralarımızı tokuşturmadık, aynı zamanda mahallenin whatsapp grubuna da dahil oldum. o günden beri ne zaman marketten ağır bir şey alsam veya bisikletim bozulsa gruptan birileri mutlaka yardıma koşuyor. bu samimiyetin en güzel yanı da o dedikleri o kendine has sıcak ortamı yaratabilmek. bazen albert heijn'dan aldığımız basit atıştırmalıklarla bahçede saatlerce havadan sudan konuşuyoruz. türkiye'deki o çat kapı komşuluğu özlemiyor değilim ama buradaki bu organize ama bir o kadar da içten mahalle kültürü gurbette olduğumu unutturuyor. diye düşünüyorum bazen. bu insanların soğuk olduğunu söyleyenler bence henüz doğru mahalleye ve doğru insanlara denk gelmemiştir. benim tecrübemde bu küçük etkinlikler hayat kurtarıcı oldu.
ismail korsan19 Eki 2026 10:30