kanada'da gurbet hasreti ve sosyal hayat
kanada'ya yerleşeli beş yılı devirdim ama şu sosyal hayatın sığlığı ve gurbet hissi bazen öyle bir vuruyor ki sabah yataktan kalkmak istemiyorum. dışarıdan bakınca her şey mükemmel; doğa harika, insanlar inanılmaz kibar, sistem tıkır tıkır işliyor ama o meşhur duvarına çarpmadan gerçek bir arkadaşlık kurmak neredeyse imkansız. toronto'da veya vancouver'da fark etmez, işten çıkınca herkes bir an önce evine, o izole hayatına kaçma derdinde. türkiye'deki o hesapsız kitapsız hadi akşam bize gel samimiyetini çok arıyorum. burada biriyle bir bira içmek için üç hafta önceden randevulaşmak gerekiyor, o gün gelince de bir bahane çıkıp yapılması işten bile değil. özellikle kışın o -25 dereceleri gördüğümüzde, sokaklarda kimsenin kalmadığı, sadece kar küreme araçlarının sesinin duyulduğu gecelerde gurbetlik iyice ağırlaşıyor. bazen sadece gürültü duymak, bir kahvede tanımadığın biriyle havadan sudan ama samimi bir iki çift laf etmek istiyorsun ama her şey seviyesinde kalıyor. insanın karnı doyuyor, güvenliği tamam ama ruhu hep aç kalıyor sanki. etkinlik kovalıyoruz, (bkz: ) falan diyoruz ama o kalabalıklar içinde bile bir yabancılık hissi baki kalıyor. benim gibi bu nazik ama soğuk duvarı aşamayan, bu sessizlikle kavga eden başkaları var mı merak ediyorum. siz bu boşluğu nasıl dolduruyorsunuz, yoksa bir süre sonra insan gerçekten bu yalnızlığa alışıp o da mı bir kanadalı gibi içine kapanıyor?
ela abla4 Eki 2026 09:07