almanya'da verein kültürü ve kurulan samimi bağlar
buraya ilk taşındığımda o meşhur "almanlar soğuktur, arkadaş edinmek imkansızdır" klişesine kendimi öyle bir inandırmışım ki, ilk iki sene sadece diğer expatlarla takılıp durdum. sonra bir gün oturduğum mahalledeki, köln taraflarında bir yani masa tenisi kulübüne yazılmaya karar verdim. hayatımda verdiğim en iyi kararlardan biri olabilir. başta çekinerek gittim, hani "bu yabancı ne alaka" derler mi diye ama tam tersi oldu. uwe diye bir abi var, 65 yaşında ama masada benden hızlı hareket ediyor; ilk günden raketimi beğenmeyip bana kendi yedek raketini verdi. o günden sonra her salı ve perşembe akşamı spor salonunda buluşur olduk. oyun bitince de hemen dağılmıyoruz, yakındaki ufak bir içine girip birer içiyoruz. insanların o katı disiplinli hallerinin altında aslında ne kadar naif ve topluluğa düşkün bir damar olduğunu orada anladım. geçen ay ev taşırken "yardım lazım mı" diye sormaları, benim daha ağzımı açmama gerek kalmadan iki kişinin kamyonetle kapıya dayanması gerçekten duygulandırdı. türkiye'deki mahalle kültürünü özlerken, aslında burada da benzer bir sıcaklığın, doğru kapıyı aracılığıyla çaldığında seni beklediğini görmek müthiş bir sürpriz oldu. (bkz: ) başlığında anlatılan o doğa yürüyüşü ekolü gibi, burada da hobiler üzerinden kurulan bağlar gerçekten beton gibi sağlam oluyor. şu an kendimi buraya, bu küçük topluluğa ait hissediyorum. o ilk zamanlardaki o "dışarıdan gelmiş yabancı" hissi, yerini her karşılaştığımızda içtenlikle hal hatır soran, bahçesinden topladığı elmayı getiren gerçek komşulara bıraktı. alman disiplini dedikleri şeyin aslında birbirine ve paylaşılan zamana duyulan saygı olduğunu bu şekilde deneyimlemek benim için büyük bir zenginlik oldu. en azından benim şansıma böyle güzel insanlar denk geldi.
bana bi dur de10 Eki 2026 13:23