kanada'da tofino yollarında kendini bulmak

kanada'ya yerleşeli beş yılı devirmeme rağmen bu coğrafya beni şaşırtmaktan hiç vazgeçmiyor. geçen ay vancouver island tarafına, meşhur tofino'ya doğru bir yolculuğa çıktık. nanaimo'da gemisinden inip o meşhur pacific rim highway'e saptığınız an zaten dünya ile bağınız kopmaya başlıyor. yol üstünde denen bir yer var; oradaki 800 yıllık devasa douglas köknarlarının arasından geçerken insan kendi küçüklüğünü ve hayatın telaşının ne kadar anlamsız olduğunu anlıyor. telefonun çekmediği, sadece çam kokusu ve sisin hakim olduğu o virajlı yollarda ilerlemek bile başlı başına bir meditasyon gibi. tofino'ya vardığımızda o puslu sabahın içinde boyunca yürümek, okyanusun o hırçın dalgalarının sesini dinlemek tarif edilemez bir huzur. sislerin arasından süzülen kel kartalları görmek ya da ucluelet tarafındaki üzerinde yürürken kayalıklara çarpan pasifik sularını izlemek insanı gerçekten yeniliyor. buraların havasına boşuna demiyorlar, sürekli bir çiseleme hali var ama o yağmurun toprağa ve yosunlara vuran kokusu insanın ruhunu temizliyor resmen. (bkz: ) başlığında anlatılan o hissi iliklerinize kadar hissediyorsunuz. akşamına sahilde yakılan bir ateşin başında, okyanusun sonsuzluğuna karşı bir şeyler yudumlarken 'iyi ki bu cesareti gösterip gelmişim' dedirten o anlardan birini yaşadım. her yerin bir zorluğu var elbet ama bu doğanın sunduğu cömertlik tüm o yorgunluğa değiyor. en azından bende yarattığı etki bu oldu.
ela abla10 Eki 2026 09:23