hollanda'daki o meşhur cuma akşamı borrel'i
hollanda'ya ilk taşındığımda herkes "hollandalılar soğuktur, evlerine zor girersin, sadece randevuyla görüşürler" diye korkutmuştu beni. utrecht'e yerleşeli üç yıl oldu ve geçen cuma yaşadığım o akşamı bu algımı tamamen yıktı geçti. bizim sokaktaki jan ve anke sağ olsunlar, whatsapp grubundan "hadi hava güzel, kapı önüne çıkıyoruz" diye bir mesaj attılar. önce çekinerek indim ama baktım herkes sandalyeleri atmış, 'dan kapılan ve tabakları havada uçuşuyor. kimisi birasını açmış, kimisi sadece çayını almış gelmiş. öyle klasik bir tanışıklık da değil, bildiğin çocukluktan beri aynı mahalledeymişiz gibi bir samimiyet oluştu bir anda. gurbette insanın en çok aradığı o aidiyet hissini, hiç beklemediğim bir anda o daracık sokakta, bisiklet sesleri arasından yakaladım. konuştukça fark ettim ki adamlar aslında mesafeli değil, sadece senin özel alanına inanılmaz saygılılar. ama o sınırı bir kere geçince, bir pazar sabahı (bkz: ) çekmek yerine kapını çalıp bahçedeki fazla elmalardan getiren komşuların oluyor. bu mahalle kültürü, hani o eski türk dizilerindeki mahalle sıcaklığına çok benzeyen ama daha bireysel bir saygı üzerine kurulu hali. akşamın sonunda elimde boş tabağımla eve dönerken kendimi gerçekten buralı, bu mahallenin bir parçası gibi hissettim. gerçekten güzel bir sürpriz oldu benim için, bazen ön yargıları kırmak için sadece bir davete evet demek yetiyormuş.
esra kackini25 Eki 2026 08:22