almanya'da zu verschenken kutuları
buraya ilk taşındığımda şaşırdığım en naif ve içimi ısıtan olaylardan biri oldu bu. berlin'de neukölln veya rixdorf taraflarında, özellikle pazar sabahları yürüyüşe çıktığınızda apartman girişlerinde veya kaldırım kenarlarında üzerinde yazan karton kutular görürsünüz. bu kutuların içinde bazen yarısı okunmuş felsefe kitapları, bazen gıcır gıcır bir fondü seti, bazen de taşınırken sığdırılamamış antika bir lamba olur. türkiye'de genelde eskileri birine veririz veya doğrudan çöpün yanına bırakırız ama burada bu iş tam bir mahalle kültürü ve sosyal döngü haline gelmiş. eşyanın sahibi 'benim işime yaramıyor ama bir başkasının hayatına dokunsun' mantığıyla kutuyu oraya bırakıyor. o kutuları karıştırmak, içinden hiç beklemediğin bir hazine bulmak inanılmaz keyifli bir keşif süreci. geçenlerde schillerkiez tarafında dolaşırken kutunun birinde sapasağlam bir analog fotoğraf makinesi buldum. yanına da küçük bir not bırakmışlar: 'çalışıyor, sadece yeni bir hikayeye ihtiyacı var' diye. insan bazen (bkz: ) içinde boğulurken böyle küçük dokunuşlarla buradaki sosyal dokunun bir parçası olduğunu hissediyor. israfın bu kadar minimize edilmesi, eşyaya verilen kıymet ve en önemlisi o karşılıksız paylaşma hali beni her seferinde mutlu ediyor. özellikle ilk geldiğim dönemde mutfak eşyalarımın bir kısmını bu kutular sayesinde tamamlamıştım. hem ekolojik hem de ekonomik olarak müthiş bir dayanışma örneği bu. alman disiplini dedikleri o katı duvarın arkasındaki naifliği bu kutularda görebiliyorum.
dur sana bakayim9 Eyl 2026 23:51