amerika'da iş bulurken networking'in çiğliği

burada iş arama süreci türkiye'deki gibi kariyer sitelerinde ilan kovalayıp başvur butonuna basmaktan ibaret değil kesinlikle. yıllardır silikon vadisi tarafında teknoloji sektöründeyim, öğrendiğim en net şey yapmadan o kapıdan içeri adım atmanın deveye hendek atlatmaktan çok daha zor olduğu. her şey o meşhur mekanizması üzerinden dönüyor. istediğin kadar harika bir okuldan mezun ol veya cv'n parlasın; içeriden bir arkadaşın veya tanıdığın sana o referral linkini göndermeden başvurduğun an o cv muhtemelen ats sisteminde toz olup gidiyor. ilk taşındığımda linkedin üzerinden tanımadığım insana neden mesaj atayım, ayıp olur diyordum ama buranın iş dünyası raconu tamamen buymuş. insanlar kahve içip yapmak için aslında oldukça açıklar çünkü günün sonunda işe alınırsan onlar da ciddi bir referans bonusu alıyor. bir de o bitmek bilmeyen mülakat maratonları var ki sormayın. önce recruiter arıyor, sonra manager, sonra panel derken günün sonunda elinde hiçbir şey kalmadan ghostlanabiliyorsun. (bkz: ) zaten yeterince yorucuyken bir de bu kurumsal oyunları oynamak insanı bitiriyor. buraya gelmeyi düşünen varsa benim cv'm çok iyi, beni havada kaparlar özgüvenini kapıda bırakıp elinde sanal veya gerçek kahveyle milletle tanışmaya, kendini pazarlamaya hazırlıklı gelmeli. yoksa (bkz: ) benzeri bir yerel deneyim duvarına toslamak an meselesi. iş sadece teknik yetkinlikte bitmiyor, o cultural fit denilen nane yüzünden bazen mülakatın yarısı hafta sonu ne yaptığınla geçebiliyor. . sonuçta liyakat bir yere kadar, asıl mesele o kapıyı açacak sosyal sermayeyi biriktirmekte bitiyor.
begum abla20 Eki 2026 10:41