hollanda'da mahalle dayanışmasının zirvesi buurtkastje
utrecht'te yaşadığım ilk aylarda mahalle aralarında dolaşırken gördüğüm o minik ahşap dolapların hayatımın bir parçası olacağını hiç düşünmemiştim. denen bu olay resmen hollanda'nın o bireysel görünen ama aslında iliklerine kadar dayanışma kokan yapısının özeti gibi. evin önündeki küçük bahçe çitine monte edilmiş, cam kapaklı, bazen çiçeklerle süslenmiş bu dolapların içine insanlar evlerinde fazla olan veya tarihi geçmemiş ama tüketemeyecekleri her şeyi bırakıyorlar. ilk gördüğümde herhalde birisi unutmuştur demiştim ama sonra baktım ki birisi içine iki paket makarna, bir kutu çay bırakıyor; yarım saat sonra başka birisi oradan bir paketi alıp yerine elindeki fazla tohumları veya bir kitabı koyuyor. geçenlerde ben de indiriminden abartıp aldığım ama bitiremeyeceğimi anladığım konserveleri bıraktım. o an hissettiğim aidiyet duygusu paha biçilemezdi. sadece yemek de değil, bazen plantenasiel yani bitki sığınakları oluyor sokak köşelerinde. bakamadığın veya çoğalttığın bitkiyi oraya bırakıyorsun, ihtiyacı olan alıp götürüyor. insanın içini ısıtan asıl detay ise kimsenin kimseyi yargılamaması. ihtiyacın varsa alıyorsun, fazlan varsa bırakıyorsun. . (bkz: ) ile birleşince bu küçük dolaplar semti sadece bir yerleşim yeri değil, gerçek bir komünite haline getiriyor. kapitalizmin göbeğinde böyle naif ve güvene dayalı bir sistemin tıkır tıkır işlemesi, insanın insana olan güvenini tazeliyor resmen. hollanda'da yaşamanın en zarif yanlarından biri kesinlikle bu mahalle kültürü.
bahar kedisi17 Eki 2026 21:23