amerika'da mahalle kültürünün beklediğimden sıcak çıkması
taşınmadan önce 'herkes kendi evine kapanır, kimse kimseyi tanımaz' diye bir önyargım vardı ama austin'e yerleşince durumun hiç öyle olmadığını anladım. ilk taşındığım hafta kapıya 'welcome to the neighborhood' notuyla ev yapımı kurabiye bırakan teyze ruhunu direkt hissettirdi bana. asıl olay mahalledeki grubunun düzenlediği akşamında koptu. herkes evde yaptığı bir şeyi alıp parktaki masalara geliyor. ben de 'bizimkiler sever' diye bir tepsi sigara böreği yaptım gittim. insanların o aşırı samimi, 'nerelisin, ne iş yaparsın?' muhabbeti bazen yapay gelir ama burada gerçekten merak ediyorlar. oradaki sohbetten sonra hafta sonları beraber gezer olduk, markete giderken birbirimize bir şey lazım mı diye sormaya başladık. türkiye'deki eski komşulukları aratır mı diye düşünürken, burada daha organize ama bir o kadar da içten bir versiyonunu buldum. geçen kış o meşhur dondurucu soğuklarda elektrikler kesildiğinde yan komşum bob, elinde taşınabilir jeneratörle kapıya gelip 'kahve makineni veya telefonunu şarj edelim mi?' diye sordu. insan gerçekten duygulanıyor. (bkz: ) gibi dertlerin yanında böyle insani bağlar kurmak gurbet hissini inanılmaz hafifletiyor. buralarda yalnız kalmamak için sadece bir 'hi' demek ve etkinliklere katılmak yetiyor, sonu mutlaka güzel bir dostluğa bağlanıyor. benim için en büyük sürpriz bu mahalle dayanışması oldu.
ceren hayaleti26 Eki 2026 15:26