kanada'da community centre aracılığıyla kurulan dostluklar

buraya ilk geldiğimde herkesin sadece kendi işine baktığı, sosyal bağların sadece iş arkadaşlığıyla sınırlı kaldığı o soğuk kuzey ülkesi imajına kendimi çok hazırlamıştım. ancak toronto'daki ilk kışımda mahalledeki bünyesinde açılan bir marangozluk atölyesine yazılmamla bütün bu ön yargılarım yıkıldı. türkiye'de olsa belki yan yana gelmeyeceğin, farklı jenerasyonlardan ve bambaşka kültürlerden gelen insanlarla bir anda talaş tozunun içinde hayat hikayelerimizi paylaşırken bulduk kendimizi. kursun gediklisi olan 70 yaşındaki emekli öğretmen doug ile tanışmam ise benim için buradaki dönüm noktası oldu. zımpara yaparken bir yandan da bana mahallenin tarihini, en iyi poutine'in nerede yeneceğini anlatırken aramızda acayip bir bağ kuruldu. adam resmen buradaki manevi rehberim oldu. bir gün atölye çıkışı "hadi bize gel, yapıyoruz" diye davet ettiğinde, evdeki o samimiyeti görünce gerçekten şaşırmıştım. her milletten insan kendi mutfağından bir şeyler getirmiş, masanın başında kimse kimsenin aksanını veya geçmişini sorgulamadan sadece o anın tadını çıkarıyordu. hani bazen (bkz: ) ağır basar, insan kendini bir boşlukta hisseder ya; işte bu tarz yerel topluluklar o boşluğu öyle güzel dolduruyor ki. geçen ay ev taşırken kurs grubundaki üç kişinin hiç ikiletmeden gelip o ağır dolapları kamyona yüklemesi, burayı sadece yaşadığım bir yer değil, ait olduğum bir yer haline getirdi. insanların birbirine olan o karşılıksız nezaketi ve "community" dedikleri o topluluk bilinci, kanada'nın dondurucu soğuğunda insanın içini ısıtan en gerçek şey sanırım. sadece bir hobi kursu diye başladığım yer, bugün en yakın dostlarımı bulduğum bir yuvaya dönüştü. benim tecrübemde bu sosyal ağlar sayesinde göçmenlik süreci çok daha yumuşak bir zemine oturdu.
frost tundra23 Eki 2026 12:06