amerika'da sosyal hayatın yüzeyselliği ve bitmeyen gurbet
burada dördüncü yılımı bitirmek üzereyim ama şu sosyal hayat meselesini hala bir düzene oturtamadım. texas'ın bu uçsuz bucaksız banliyölerinde yaşarken insan bazen gerçekten duvarlarla konuşacak hale geliyor. sabah işe giderken komşuya bir 'good morning' diyorsun, o da sana 'how are you' diyor ama aslında cevabını beklemeden arabasına binip gidiyor. bu meşhur kültürü ilk başlarda sempatik gelse de bir yerden sonra insanı fena yoruyor, samimiyetten o kadar uzak ki. türkiye'de akşamın bir vakti 'hadi çay içelim' deyip on dakikaya bir araya geldiğimiz o günleri çok arıyorum. burada biriyle bir kahve içmek için üç hafta önceden takvimi üzerinden randevulaşmak gerekiyor resmen. haftalık alışveriş için target'a veya costco'ya gittiğimde etraftaki o kalabalığın içinde bile büyük bir yalnızlık hissi çöküyor insanın üstüne. akşam olunca zaten (bkz: ) durumu devreye giriyor, herkes garaj kapısını kapatıp kendi kalesine çekiliyor. sokakta yürüyen insan görmek bile mucizeyken nasıl bir sosyal bağ kurabilirsin ki? evet, ekonomik olarak imkanlar güzel, arabalar büyük, evler ferah ama ruhunu doyuran o mahalle sıcaklığı burada yok. bazen sadece bir dertleşmek, saatlerce boş konuşup gülmek istiyorsun ama her şey o kadar planlı ve profesyonel ki samimiyete yer kalmıyor. . benim tecrübem şimdilik böyle, özellikle büyük şehirlerin dışında yaşayanlar bu 'yalnızlık içinde kalabalık' hissiyle nasıl başa çıkıyor?
hakan efsanesi21 Eyl 2026 11:44