ingiltere'de allotment sayesinde kurulan samimi dostluklar
buraya taşındığımda en büyük korkum ingilizlerin o mesafeli duruşuydu. hani "soğuk nevale" derler ya, hep öyle kalacaklar sanıyordum. ta ki bizim mahalledeki üzerinden bir sırasına girip, üç yıl sonra o küçücük toprak parçasına kavuşana kadar. leeds'in biraz dışında, nemli ama huzurlu bir köşede kendime bir yer buldum. başta sadece domates biber ekerim, kafamı dinlerim diyordum ama ortam resmen bir komüniteymiş. yan parselimdeki 70 yaşındaki arthur amca, daha ilk günden elinde bir termos çay ve ile yanıma geldi. "toprağın ph değerine baktın mı evlat?" diye sordu, o günden sonra her hafta sonu beraber çapalama yaparken hayat hikayelerimizi anlatır olduk. adamın bahçesinde yetiştirdiği devasa kabakları bütün mahalleye dağıtması, benim türkiye'den getirdiğim isotu ona tattırmam derken, o "soğuk ingiliz" imajı kafamda yerle bir oldu. burada kimse senin hangi şirkette çalıştığınla veya banka hesabındaki rakamla ilgilenmiyor. tek dertleri o sene patateslerin olup olmayacağı. geçen ay belimi incittiğimde, ben gitmeden parselimi sulayan, otlarını temizleyen komşularımı görünce gerçekten duygulandım. (bkz: ) dedikleri şey sadece ağaçlar arasında yürümek değil, bu toprağa tutunan insanların arasındaki o sessiz ama çok güçlü dayanışmaymış. londra'nın o keşmekeşinden uzaklaşıp böyle bir parçası olmak, burayı evim gibi hissettiren en büyük etken oldu. sadece sebze yetiştirmiyoruz, resmen birbirimize tutunuyoruz burada.
gokhan gezgini22 Eyl 2026 06:45